Çizim Paylaş

Bülten Aboneliği
*  E-posta adresiniz:



* Güvenlik kodu:

Hayata Bakış Açısı

Ömer Yaman'dan
Sibay - 24.12.2005 03:24
Yazar: internet
Kaynak:

(Kontrol panelinizde görünür)
HAYATA BAKIŞ AÇISI

İleri derecede hasta iki adam ayni hastane odasındaydılar. Adamlardan
birinin her öğleden sonra 1 saatliğine oturmasına izin veriliyordu,
ciğerlerindeki suyun süzülmesi için. Bu hastanın yatağı odadaki tek
pencerenin tam yanındaydı. Diğer hasta ise hep sırtüstü yatmak zorundaydı.
Bu iki hasta saatlerce birbiriyle konuşur,eslerini, ailelerini, evlerini,
işlerini askerlik anılarını, tatilde gittikleri yerleri anlatırlardı
birbirlerine. Pencerenin yanındaki hasta, her öğleden sonra oturmasına izin
verdikleri saati diğer hastaya pencereden görebildiklerini anlatarak
geçiriyordu.
Diğer hasta hep bir sonraki günü iple çekmeye başladı, dışarıdaki renkli ve
hareketli dünyayı dinlemek için. Pencere, içinde çok güzel bir gol olan
parka bakıyordu. Ördekler ve kuğular golde yüzerken çocuklar model botlarını
suda yüzdürüyorlardı. Genç aşıklar, gökkuşağının tüm renklerindeki
çiçeklerin arasında kol kola dolaşıyorlardı. Ulu ağaçlar etrafı süslüyor,
uzaktan şehrin silueti görünebiliyordu. Pencere kenarındaki adam bunları
muhteşem bir detayla anlatırken, odanın diğer ucunda yatan adam gözlerini
kapar ve bu muhteşem manzarayı hayalinde canlandırırdı.
Sıcak bir öğleden sonra, pencerenin yanındaki adam geçmekte olan bir şenlik
alayını tarif etti. Diğer adam bando seslerini duyamasa bile hayalinde
canlandırabiliyordu, pencere kenarındaki adamın tasviriyle. Günler ve
haftalar geçti. Bir sabah banyo yaptırmak için su getiren gündüzcü hemşire
pencere kenarında yatan hastanın cansız bedeniyle karşılaştı. Uykusunda,
huzur içinde ölmüştü.
Hüzünlendi,hastane görevlilerini cesedi dışarı taşımaları için çağırdı.
Uygun zaman geçtiğine kanaat getirir getirmez, diğer hasta pencerenin
kenarındaki yatağa taşınmasının mümkün olup olamayacağını sordu. Hemşire
memnuniyetle isteğini yerine getirdi, hastanın rahat olduğundan emin
olduktan sonra onu yalnız bıraktı. Yavaşça, duyduğu acıya aldırmadan, bir
dirseğine yaslanarak dışarıdaki dünyaya bakmak üzere yatağından doğruldu
adam. Sonunda, dışarıyı kendi gözleriyle görme zevkini yasayabilecekti.
Pencereden dışarı bakabilmek için yavaşça dönmeye zorladı kendisini.
Pencere, bos bir duvara bakıyordu.
Adam hemşireye, vefat eden oda arkadaşının pencerenin dışında görünen harika
şeylerden bahsetmesine sebep olan şeyin ne olabileceği sordu. Hemşirenin
cevabi, ölen adamın kör olduğu ve pencerenin önündeki duvarı görmediğiydi.
"Sanırım seni cesaretlendirmek istedi" dedi.
Epilog: Diğer insanları mutlu etmek çok büyük mutluluk getirir, kendi
durumunuz ne olursa olsun. Paylaşılan dertler yarısı kadar üzüntü verir,
paylaşılan mutluluklar ise iki katı artar. Kendinizi zengin hissetmek
istiyorsanız, sahip olduğunuz ve paranın satın alamayacağı her şeyi sayın.

Bu gün bize bir hediyedir.
Bunun kıymetini bilip mutlu olmaya bakın...
Yorumlar :
mhtp   25.06.2008 11:41 #8507  

way be:...........)

free   19.08.2006 13:02 #482  

insan nedese bu yazı için az kalır bence insanı hem hüzünlendiren bir yanı hemde sevindiren bir yanı var sevinç ve hüzün insanın en çok düşünmesi gereken iki şey

Copyright © 2004-2017 | Tüm Hakları Saklıdır | 751 | Site haritası | İstatistikler | Hakkımızda | Kadromuz | Gizlilik | Reklam